Minimalizm falan filan…

Artık 19 aylık olduğu için ufaklığın 18 ay kıyafetleri küçük gelmeye başladı . Ben de dün ablasından kalan 2-3 yaş hurcunu açıp ona yeni kıyafetler çıkardım. Tüketimi azaltmanın eski usul, en güzel yollarından biri abladan kardeşe, kardeşten kuzene kıyafetlerin, eşyaların, oyuncakların aktarılması.


Minimalizm ve Marie Kondo akımına ne kadar takip ediyorsunuz bilmiyorum ama benim çok ilgimi çekiyor. Geçenlerde Netflix‘te minimalizm ilgili bir belgesel izledim; iki erkek bütün mal varlıklarından kurtulmuş ve kalanları sırt çantalarına sığdırabiliyordu. Fakat minimalizm uygulayan kadınlarda bu kadar minimalist olunamıyormuş :)) 


Marie Kondo’nun uyguladığı ise biraz daha yumuşak bir yöntem. Özünde bütün eşyalarını ortaya dök, bu bana mutluluk veriyor mu (sparks joy) diye düşün, mutluluk verenler sende kalsın; mutluluk vermeyenleri evinden gönder. İster sat, ister bağışla sen bilirsin diyor. Tabi bunu evdeki bütün eşyalar; kitaplar, mutfak malzemeleri vs. için de yapıyor. Ama iki çocukla yardımcısız bir hayatta o eşya yığını hangi vakitte ayıklanır Allah bilir. 


Henüz bir Marie Kondo kıvamına gelemedim ama dönem dönem eşyalarımızı ayıklıyorum. Özellikle çocuklu evlerde üst üste biriken eşyalar belli bir süre sonra insanı bunaltmaya başlıyor. Siz bir şey almasanız da hediye gelenler, abladan birikenler, kardeş de kullanır diye sakladıkların vs. Tabii ayıklama işine girişince insan önceliği asıl kendi eşyalarını vermeli. Üç yıl içerisinde iki doğum yaptığım için önceki hayatımdan kalan bir ümit hala gidebileceğimi umduğum kıyafetlerim var kıyamadığım. Kendime bir yıl daha verdim eğer o kiloya dönemezsem hepsiyle vedalaşacağım. Kocaman bir kütüphanem var; ona kıyabileceğimi sanmıyorum 🙂 Zaman zaman evden çuvalla eşya göndersem de yoklukları fark edilmiyor. Toplu kıyım yapmama da daha vakit var. Şimdilik evde eşya biriktirmemek adına yapabildiğim en iyi şey alışveriş yapmamak 😉