Irkçılık

Geçtiğimiz günlerde yayınlanan bir raporda Kanada’nın pandemiyi en başta yeterince  ciddiye almadığı ve süreç yönetiminde başarısız olduğu yazıyordu. Keza Amerika için de zamanında maske zorunluluğu getirilseydi o kadar kişi ölmeyebilirdi diye bir haber okudum geçenlerde. Türkiye’de de durum pek farklı sayılmaz. Pandemi başında virüs genetik olarak Türklere birşey yapamıyor diye televizyonlarda YouTube’da konuşan akademik ünvanlı insanlar vardı. 

Pandeminin ilk günleri Covid Çin’de yarasa yiyen insanlardan yayıldı tarzı haberler olunca en basitinden yarasa yenir mi ya zıkkımın kökünü yesinler başımıza açtıkları işe bak demeyen yoktur herhalde. Bugün ben bu argümana şüpheyle bakıyorum artık. Ortalıkta onlarca komplo teorisi dolaşıyor ilk resmî vakalardan çok evvel, önceki yaz İtalyadaki su örneklerinde bu virüsün olduğuna dair bazı haberler de okudum. Ama akademik yayınlarla ispatlanana kadar bunların hiçbiri dedikodudan öteye gidemeyecek. Virologların geriye dönük taramalarla virüsün ilk çıkış noktasını tamamen ortaya çıkaracakları güne kadar bilgi kirliliği devam edecek. Bu bir, iki, beş belki on yıl belki de daha sonra olacak. Umarım dünya gözüyle gerçekleri öğrenme şansımız olur. Ama virüs Asya’dan yayılmış olsa bile nefret tohumları ekip hastalıklı bir ruh haliyle Asyalılara ırkçılık yapmak çok daha iğrenç bir durum. Çin virüsü diye ortada dolaşan bir zamanlar hem Amerika’yı hem de dünyayı yöneten adamın bu duruma olan katkısı eminim ki yadsınamaz. Vancouver’da ilk vaka Çin’den gelen birisinde görülmüştü sonra Asyalılar zaten bu tip virüslere alışkın olmanın da verdiği alışkanlıkla daha kimse ne olduğunu sindirip harekete geçmeden maskeleriyle dolaşmaya başladılar ve kendi içlerinde hastalığın yayılımını durdurdular. Ama sürekli mutasyona uğrayıp farklı tiplerde ortaya çıkan kronik ırkçılık hastalığının bulaşmasını nasıl duracak orası meçhul.